Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya EXPO’da gerçekleştirilecek olan 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP31) yönelik hazırladığı “Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31” başlıklı raporunu dün Ankara’da düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu.
TMMOB’TAN BASINA DESTEK
‘İKLİM POLİTİKALARI FİNANSAL MEKANİZMALARIN KURULMASINA HİZMET EDİYOR’
COP31 ile ilgili esas tartışmanın “iklim değişimini bahane ederek oluşturulan politikalardan kimin faydalandığı ve kimin zarar gördüğü” olduğunu belirten Ekber; “Bugün küresel ölçekte uygulanan iklim politikalarının büyük bir kısmı, çevresel sorunların çözümünden ziyade yeni finansal mekanizmaların tesisine hizmet etmektedir. Raporumuzda emisyon ticaret sistemi, karbon piyasaları ve net sıfır hedefleri bu açıdan ele alınmıştır. Sonuç olarak küresel emisyonlar azalmamış, aksine artmıştır” şeklinde konuştu.

‘SORUNUN TEMELİ ALTYAPI EKSİKLİKLERİ VE DENETİMSİZLİK’
“Çevresel sorunlar giderek artmaktadır” diyen Ekber; “Otuz yıldır uygulanan sistem gerçekten emisyonları azaltmak amacıyla mı kurulmuştur yoksa karbon üzerinden yeni bir ticaret alanı mı yaratılmıştır? Oysa birçok sorunun kökeninde; plansız şehirleşme, yanlış arazi kullanımı, su havzalarının tahribatı, orman alanlarının daraltılması, altyapı eksiklikleri ve denetimsizlik yatmaktadır. Eğer bir dere yatağına yapı izni verirseniz, o bölgede meydana gelen taşkınların nedeni iklim değişikliği değildir. İklim değişikliği bilimsel bir gerçektir. Ancak çevre sorunlarının çözümü karbon piyasalarına ve finansal araçlara bırakılmamalıdır. Çözüm; kamusal yararı gözeten, bilime dayalı ve toplum ile doğanın çıkarlarını birlikte koruyan politikalardadır” ifadelerini kullandı.
‘DEVASA BİR FİNANSAL RANT ELDE EDİLMEKTEDİR’
Raporda COP31 hakkında; “Yaşanan süreç incelendiğinde küresel kapitalizm tarafından yaratılan yanılsama ile devasa bir finansal rant ve bağımlılık mekanizması inşa edilmektedir. Dünyayı asıl kirleten gelişmiş ülkeler, kişi başı emisyon suçlarını gizlemek için ‘ETS’ ve ‘Net Sıfır’ gibi araçları dayatmaktadır. COP zirveleri, ekolojik kurtuluş alanları olmaktan çok finans tekellerinin kontrolünde doğanın finansallaştırıldığı ve yeşil yıkama politikalarının meşrulaştırıldığı pazarlama etkinlikleridir. Altyapısı çökmüş kentlerin gerçekliği karşısında soyut mevzuatlarla direnç vaat etmek göz boyamadan ibarettir” değerlendirmesinde bulundu.
‘TÜRKİYE GENEL TUTARLILIK DEĞERLENDIRMESI YAPMALI’
“Kamu politikalarının başarısı belgelerin varlığıyla değil, sahada ürettiği ortak ekolojik sonuçlarla ölçülmelidir” denilen raporda; “Doğanın niteliklerine uyum sağlamanın yolu; kontrolsüz kaynak yağmasını, ranta dayalı şehirleşmeyi ve serbest piyasa anarşisini reddeden kamu planlaması, tüketimde küçülme ve üretimde yerelleşme stratejilerinden geçmektedir. Bu kapsamda Türkiye; büyük ölçekli yatırımlar, maden lisansları, imar planları ve tarım teşvik kararlarının erken aşamada hedeflerle uyumunu test eden, havza bazlı kümülatif etkileri izleyen ve çelişkili uygulamaların yeniden değerlendirilmesini sağlayan genel bir tutarlılık politikası geliştirmelidir” ifadesi yer aldı.